Matematik Birimi

 

MATEMATİĞİN AYDINLIK DÜNYASI

 

            Matematik, bilimi ve sanatı bütün görkemiyle özünde bulundurur. İnsanlığın ortak dilidir. Her insan saymayı, mukayese yapmayı bilir. Biraz eğitimli olanlar aritmetik işlemleri yapabilir. Parayla alış-veriş yapar, para üstünü alabilir. Tren tarifesi gibi tabloları okuyup anlayabilir. Bütün bu işlerin, her ülkede, her dilde yapılışı aynıdır. Bu anlamda, günlük yaşamda kullanılan matematik, insanlığın ortak dilidir. Gelmiş geçmiş bütün uygarlıklar matematiğe hayranlık besleyerek öncelik vermişlerdir. Hemen her ülkenin eğitim sisteminde matematik öğretimi anadil öğretimi kadar önem taşır. Bunun nedeni, yalnızca, matematiğin günlük işlere yarayan bir araç olması değildir. Günlük yaşamın gerektirdiği matematiği, sade bir bireye öğretmek için, bu kadar uzun ve zahmetli bir uğraşa gerek olmayacağını herkes rahatlıkla anlayabilir. Peki bu ilgi ve önemin sebebi nedir? Kuşkusuz, matematik, günlük yaşamı kolaylaştırmanın çok ötesine geçer; bütün bilimlerin özünde yer alır. Teknolojini temelidir. İnsanlar onun farkına varsa da varmasa da o kendi başına vardı. Onu bulan milletler  hep önde oldular.

        Yıllar önce “Doğa’nın kitabı matematik diliyle yazılmıştır”  diyen Galileo çok haklıydı. Galileo’yu haklı çıkaran pek çok örnek vardır. Pergeli Apollonius İ.Ö.200 yıllarında “Konikler” adlı sekiz kitaptan oluşan ünlü yapıtında çember, elips, parabol ve hiperbollerı incelemiştir. Yaklaşık 1900 sene boyunca, bu değerli bilgiler fiziksel dünyadan uzak olarak kullanılmadan bir köşede kalmıştır. Ama 1600 yıllarında Johannes Kepler fark ettiği ama otuz yıl boyunca açıklayamadığı gezegenlerin hareketlerini Apollonius’un konikleriyle tanışması sonucu rahatlıkla açıklayabilmiştir. Solomon Bochner der ki “Kepler, Apollonius’un doğrudan varisiydi, ama Kepler olmasaydı Newton da olamazdı!”. Peki, Newton’un yasalarını fiziksel bilimlerden (dolayısıyla teknolojiden) silince geriye ne kalır? Demek ki, bu günkü uygarlığımız, Antalya ilindeki o görkemli Perge kentinde yaşayan Apollonius’ a ve matematiğe çok şey borçludur.

          Öklid geometrisi 2000 yıl boyunca, evreni açıklamak için kullanabileceğimiz en mükemmel araç olarak görülmüştür. 19.yy’ da Riemann, Gauss, Bolyai ve Lobachevski gibi pür matematikçiler, Öklidyen olmayan yeni geometriler oluşturdular. Hiç kimse, bunların bir işe yarayacağını düşünmüyordu. Ama, Einstein’ın Genel Görecelik Kuramı Öklit Geometrisi içinde açıklanamadı. Hiç bir işe yaramaz sanılan bu yeni geometriler kullanıldı. Einstein uzaydaki kara delikleri soyut matematik denklemleri ile açıklamıştır.

           Geçen yüzyılın en önemli fizik problemlerinden birisi Kuantum Mekaniği’dir (1924-28). Işığın nasıl yayıldığını insanoğlu çok uzun zamandan beri merak ediyordu. Werner Heisenberg (1901-1976), ışığın parçacıklar halinde yayıldığını, Erwin Schrödinger (1887-1961) ise dalga hareketiyle yayıldığını savundu. Yıllarca hangisini doğru olduğuna karar verilemedi. Sonunda, matematikçiler, Hilbert Uzaylarını keşfetti. parçacık kuramının   ile gösterilen bir dizi uzayında açıklandığını, dalga kuramının ise   ile gösterilen bir fonksiyon uzayında açıklandığını; ama bu iki uzayın matematiksel olarak eşyapılı olduklarını gösterdiler.  de alınan bir fonksiyonun Fourier katsayıları,   uzayına aitti. Aslında iki kuram, özlerinde bir birlerine denk idiler, ama farklı modellerde açıklanmışlardı.

         Matematiksel varlıkların, fiziksel varlıklar gibi, insan düşüncesinden bağımsız olarak var oldukları düşüncesi Platon’a kadar gider. Matematikçiler arasında, matematiksel varlıkların zaten doğada var olduklarını ve zamanı gelince keşfedildikleri görüşü yaygındır. Örneğin, sayılardoğada zaten vardı ve keşfedilmeyi bekliyorlardı. Birileri onları keşfedince, bilgi dünyamıza katılmış oldu. Sayılardan kümeler oluşturuldu, kümeler üzerinde işlemler ve uzay yapıları kuruldu. Uzaylar arasında fonksiyonlar tanımlandı. Birinden ötekine dönüşümler yapıldı. Bunların fiziksel uzayda karşılıkları yoktur; ya da, en azından, matematikçi bunları yaparken fiziksel karşılığının olup olmadığı sorusuyla ilgilenmez. Ama bu bulgular diğer bilim dallarında kullanılıp değerlendirildiğinde yeni icatlar ortay çıkar. Daha ileri giderek şunu sorabiliriz: Başka bir gezegende, dünyamıza benzer yaşam koşulları ve bize benzeyen canlılar varsa, acaba onların matematiği de bizimki gibi midir? O soruya bir gün felsefenin ya da bilimin yanıt veremediğinden hiç şüphemiz yoktur. İşte her matematikçi böylesi gizemli bir yolun yılmaz yolcusudur.

        Matematikçilerin, çocuklara ve gençlere, evrensel bir dili, bir sanatı öğretme borçları vardır. İnsanlar, matematiği bir dil olarak kullanmalı; onu, üzerinde düşünülecek yüce şeylerden biri olarak görmelidir. İşte o zaman, matematikçiler görevlerini yapmış sayılırlar.

 

Manisa Bilim ve Sanat Merkezi Matematik Bölümünün amacı

       Günümüzde matematiğin her alanda olması, matematik öğretimi ve matematik becerilerinin kazanılmasının eskisinden daha da önemli bir hale geldiğinin göstergesidir. Derslerimizde matematik eğitiminde çağın gereklerini yakalamış temelinde bireysel farklılıklara önem vererek, öğrencilerin daha iyi matematik öğrenmeleri sağlayacak yöntem ve teknikleri uygulamaktayız. Öğrencilerin matematiksel tutumlarını olumlu yönde etkileyecek çalışmalar yürütmekteyiz. Matematik biriminde eğitimimizin tamamen öğrenci merkezli olması, bireysel farklılıklara önem veriyor olması ve aktif öğrenmeyi tam destekliyor olması ve aktif öğrenmeyi tam destekliyor olması öğrencilerimizin matematiksel tutumlarını pozitif yönde etkilemekte, öğrencilerin kendilerine güvenini artırmakta ve öğrencilerin motivasyonunu düzeltmektedir. Bu durum fikri hür, kendine güvenen, lider ruhlu ve özgün çalışmalar üreten öğrenciler yetiştirmemizi sağlamaktadır.

   Manisa Bilim ve Sanat Merkezi Matematik Bölümünün amacı, Türk Millî Eğitiminin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak, üstün yetenekli öğrencilerin;

1.  Matematik alanındaki yeteneklerinin ve yaratıcılıklarının erken yaşta fark edilerek geliştirilmesini,

2. Matematik yeteneklerinin farkında olmalarını ve kapasitelerini geliştirerek en üst düzeyde kullanmalarını,

3. Matematiksel düşünce ve davranışlarla estetik değerleri birleştiren, üretken, sorun çözen kendini gerçekleştirmiş bireyler olarak yetişmelerini,

4. Matematik alanının geliştirilmesinin yanı sıra, sosyal ve duygusal gelişimlerinin de sağlanarak bütünlük içinde değerlendirilmesini,

5. Matematiği kullanarak iş alanlarındaki ihtiyaca yönelik yeni düşünceler önerebilmelerini, teknik buluş ve çağdaş araçlar geliştirebilmelerini,

6. Liderlik, yaratıcı ve üretici düşünce yeteneklerini ulusal ve toplumsal bir anlayışla ülke kalkınmasına katkıda bulunacak şekilde geliştirmelerini,

7.  Üstün yetenekleri doğrultusunda bilimsel çalışma disiplini edinmelerine imkân sağlayan şartların, ortam ve fırsatların oluşturularak disiplinler arası çalışmalardaki kazanımlarla sorunları çözmeye ya da ihtiyacı karşılamaya yönelik çeşitli projeler gerçekleştirmelerini,

8. Matematik projelerini gerçekleştirme fırsat ve imkânlarının verilmesini, sağlamaktır.

 

                                                                                                Matematik Zümresi

  •  
     
             
       
             
       
             
       
             
       
             
         

     

  •